Aşık Mahzuni Şerif 1940-2022

Asrın Piri, Mazlumun Ahı, Türkçenin Şahı:

Aşık Mahzuni Şerif

Mahzuni Şerif Anadolu, bağrında çok ozan saklar ama her yüzyılda bir tane “devrim” doğurur. Karacaoğlan aşkın devrimidir, Pir Sultan inancın isyanıdır, Veysel toprağın sabrıdır. Aşık Mahzuni Şerif ise bunların hepsinin harmanlandığı, elektriğe çarptığı, modern çağın çelişkileriyle yoğrulduğu o büyük “uyanışın” adıdır.

O, sazını bir silah, sözünü bir mermi gibi kullanmış; ancak namlusundan kan değil, hakikat akıtmıştır. Gelin, bu koca çınarın gölgesinde biraz soluklanalım, acılarına, kahkahalarına ve türkülerine ortak olalım.

1. Toprağın Mayası: Berçenek’ten Çıkan Kıvılcım (1940-1960)

Her şey 1940 yılında, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı, haritada zor bulunan ama gönüllerde başkent olan Berçenek Köyü’nde başlar. Asıl adı Şerif Cırık‘tır. Babası Zeynel, köyün saygı duyulan simalarındandır. Mahzuni, Alevi-Bektaşi geleneğinin en saf, en duru haliyle büyür. Cem evlerinde dönülen semahlar, dedelerin anlattığı menkıbeler, onun ruhunun ilk tuğlalarını örer.

Henüz çocukken rüyalarında “dolu içtiğini” (badelendiğini) anlatır eskiler. Ama o, sadece ilhamla yetinmez. Köy okulunun olmadığı yıllarda, kara lastikleriyle kilometrelerce yol yürüyüp okuma yazma öğrenir. Çünkü o zamandan bellidir; bu çocuğun derdi cehaletledir.

2. Üniforma Dar Geldi: Askerlik ve Kopuş

Genç Şerif, köyden çıkışın yolunu askeri okulda bulur. Mersin Astsubay Hazırlama Okulu ve ardından Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu… 1960’ta genç bir astsubay olarak orduya katılır. Ancak ruhundaki ozan, o sert üniformanın içine sığmaz.

Disiplin, emir-komuta zinciri, hiyerarşi… Bunlar “Mahzuni” mahlasını alacak bir özgür ruh için zuldür. O yıllarda bir yandan askerlik yapar, bir yandan gizli gizli türküler yazar. Ve sonunda, “Benim komutanım halktır” dercesine, çok sevdiği mesleğini bırakır (kimine göre ihraç edilir, kimine göre istifa eder; ama sonuç “firar-ı aşktır”). Artık o, rütbesiz ama milyonların gönlünde general olacak bir halk ozanıdır.

3. Ozanlar Meclisi: Veysel’den El Almak

Aşık Veysel, Anadolu’nun son büyük abdalı… Mahzuni gençken bir gün Veysel ile karşılaşır. Veysel’in gözleri görmez ama gönül gözü röntgenci gibidir. Mahzuni’yi dinler, dinler ve yanındakilere döner:

“Bu çocuk beni de geçer, Pir Sultan’ı da…”

Bu söz, Mahzuni için alınmış en büyük madalyadır. Geleneksel aşık atışmalarında, irticalen (doğaçlama) şiir okumada üstüne yoktur. Karşısındaki ozanı hem güldürür hem de lafıyla mat eder.

4. Müziği ve Devrimi: Sazın Elektrifikasyonu

Mahzuni Şerif, sadece sözleriyle değil, müziğiyle de bir devrimcidir.

  • Tezene Tekniği: Bağlamayı çalışı, alışılmışın dışındadır. Mızrabı vururken çıkan o tok, ritmik ses, adeta bir davul gibi gümbürder. Bu tavır, “Mahzuni Tavrı” olarak literatüre geçer.

  • Elektro Bağlama: Köyden şehre göç eden, gecekondularda yaşayan, fabrikalarda çalışan “yeni halkın” sesi olmak için, sesini daha gür çıkarması gerektiğini anlar. Sazına manyetik takar, elektriğe bağlar. Bu hareketiyle Anadolu Rock müziğinin (Cem Karaca, Edip Akbayram, Moğollar) temelini atar. Bugün Barış Manço veya Erkin Koray varsa, temelinde Mahzuni’nin o cesur tınıları vardır.

5. Eserlerinin Derin Analizi: Bir Türkiye Özeti

Mahzuni’nin 20 bini aşkın şiiri, 450’den fazla plağı vardır. Ama bazıları vardır ki, onlar artık birer anıttır:

a. İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım

Bu sadece bir aşk türküsü değildir; bu bir “manifesto”dur. “Sermayem derdimdir, servetim ahım” derken, kapitalist dünyanın parasına puluna karşı, acıyı ve hüznü bir zenginlik olarak ortaya koyar. Giderken bile diktir. Yalvarmaz, “Haydi bana eyvallah” der.

b. Dom Dom Kurşunu

Eğlenceli ritmine aldanmayın. Anadolu’da feodalitenin, ağalık düzeninin, faili meçhul cinayetlerin ağıtıdır bu. “Kaşların arasına” inen kurşun, aslında adaletsizliğin namlusundan çıkmıştır. Mahzuni, acıyı oyun havası formunda sunarak, acının sıradanlaşmasına en büyük eleştiriyi getirir.

c. Yuh Yuh

Bu eser, evrensel bir isyan marşıdır.

“Senlik benlik edip insan ayıran / Yuh size beyler, paşalar yuh yuh…” Mahzuni burada siyasi görüş ayırmaksızın; hortumcuya, yalancıya, halkı sömüren “soğuk mühürlülere” meydan okur.

d. Merdo

Bir eşkıya güzellemesidir ama “ince” bir eşkıya. Mahzuni hikaye anlatıcılığını (storytelling) burada konuşturur. Merdo’nun yalnızlığını, dağlara sığınışını, ihanete uğrayışını film gibi izletir dinleyene. “Sana Merdo denmez, kahpe denir” dizesi, dost kazığı yiyen herkesin ciğerine işler.

e. Han Sarhoş Hancı Sarhoş

Felsefi derinliğin zirvesidir. “Lamba şişesiz yanmaz mı?” sorusu, madde ile mana arasındaki ilişkiyi sorgular. Dünyanın bir meyhane, insanların ise birer sarhoş olduğunu; kimin ne yaptığının belli olmadığı kaotik düzeni anlatır.

6. Güldüren Mahzuni: Nüktedan Kişiliği

Mahzuni hep kaşları çatık bir adam değildi. Müthiş bir mizah zekası vardı.

Bir Anı: Bir gün konserinde protokoldeki bir vali, Mahzuni’ye kağıt gönderip “Sazı biraz kıssın, başımız ağrıdı” der. Mahzuni kağıdı okur, mikrofonu alır:

“Sayın Valim, başınızın ağrısı benim sazımdan değil, memleketin halindendir. Siz memleketi düzeltin, benim sazım ninni gibi gelir.”

Salonda alkış tufanı kopar, vali ise salonu terk etmek zorunda kalır.

7. Veda ve Vasiyet: “Pir’ime Götürün Beni”

Aşık Mahsuni Şerif2000’li yılların başında artık yorgun bir kalbi vardır Mahzuni’nin. Ama durmaz, Avrupa’da gurbetçilerle buluşmaya devam eder. 17 Mayıs 2002’de, Almanya’nın Köln şehrinde, sazı kucağında değil belki ama gönlünde, hayata gözlerini yumar. 62 yıllık ömür, bin yıllık bir miras bırakır.

Vasiyeti nettir: “Beni Hacıbektaş’a, Pir’imin toprağına gömün.” Devlet töreni istemez, halkın omuzlarını ister. Ve öyle de olur. Yüz binlerce insan, “Mahzuni Baba”larını eller üzerinde taşır. Hacı Bektaş Veli Külliyesi’nin yakınındaki Çilehane mevkiine, aşıkların kıblesine defnedilir.

Son Hüküm

Aşık Mahzuni Şerif için “öldü” denmez, “sırlandı” denir. Çünkü türküleri hala bir işçi grevinde, bir öğrenci evinde, bir düğün halayında veya bir efkar masasında çalıyorsa, o yaşıyor demektir.

O, Anadolu’nun “Koca Çınarı”, haksızlığa inen “Balyoz”, sevdaya düşen “Ateş”ti. Ruhu şad, devri daim, menzili ışık olsun.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu